Make your own free website on Tripod.com

Oyun ve Mizah Gezegeni

En Komik Fikralar

Anasayfa
Online Hava Durumlari
Online Chat
Bir türkü nasil tanirsiniz?
Reha Muhtar Klasikleri
Telefon Sakalari
Geleneksel Türk Yalanlari
Karikaturler
Medya Kiyamet Nasil Duyurur?
Duvar Yazilari
En irenç espiriler
Hepsi Gerçek
Internet Beddualari
Mahkemeden alinmis gerçek bir olay
Bana ulasin
Oyun patchleri ve tam surum oyunlar
Tam Sürüm Oyunlar
Minik Oyunlar
Oyun hileleri ve trainerleri
Fikralar
Sponsorlarimiz
Oyun tam cozumleri

Okuduktan sonra öek bu ne be deyip tuvalete koşmayacağınız fıkralar.........

İddia

Barda uzun süre tek başına içki içen adam bir süre sonra barmene "Biliyor musun, ben sol gözümü ısırabilirim" demiş Doğal olarak barmen buna inanmamış. 1,000,000 Lirasına iddiaya girmişler. Adam, takma olan sol gözünü çıkarmış; ısırmış ve barmenin hayret dolu bakışları arasında parayı cebine atmış. Bir kaç kadeh daha içtikten sonra adam gene barmene dönmüş ve "Biliyor musun" demiş; "ben sağ gözümü de ısırırım!" Adamın tavırlarından kör olmadığını; dolayısıyla öbür gözünün de takma olamayacağını düşünen barmen, parasını kurtarabilmek umuduyla hemen 1,000,000 sına iddiaya girmiş. Adam sakin sakın takma dişlerini çıkarıp sağlam olan sağ gözünü de ısırmış. Aradan bir kaç saat geçince, müşteri barmene "İki milyonunu kurtarmak için sana bir fırsat vermek istiyorum" demiş. "İki milyonuna iddiaya girerim ki bu oturduğum yerden taaa öbür köşeye yerleştireceğin bir bira şişesinin içine, bir damla bile etrafa sıçratmadan işeyebilirim." Barmen uzun uzun bu işin altında nasıl bir üç kağıt olabileceğini düşünmüş; bulamamış ve iddiayı kabul etmiş. Salonun en uzak köşesine bir şişe yerleştirmişler ve adam işemeye başlamış. Değil etrafa bir damla damlatmamak; ortalığı tam anlamıyla berbat etmiş. Barmen paralını kurtarmanın sevinciyle olduğu yerde zıplamaya başlamış. Biraz sakinleşince adama dönüp "Kesinlikle kaybedeceğini bile bile neden böyle bir iddiaya girdin?" diye sormuş. "Kaybettiğimi de nerden çıkardınız?" demiş adam; "Şu karşı masada oturan iki asık suratlı adamı görüyor musunuz? İşte onlarla ""barın orta yerine işerim, barmen de sevinçten zıplar"" diye 5'er milyon lirasına iddiaya girdim".

Haberci Kızılderili

Film ekibi, sahra çölünün kızgın güneşi altında çekim yapmaktadır. Zor şartlar altında çalışırlarken, ihtiyar bir Kızılderili sete doğru yaklaşır ve yönetmenin yanına giderek şöyle der,
"...Yağmur, yarın !" ve gider...
Şaşıran yönetmen,ertesi gün yağan yağmuru hayretle izler. Bu sırada ihtiyar Kızılderili yine gelir, "..Fırtına, yarin!"der ve aniden uzaklaşır.
Gerçekten de müthiş bir fırtına çıkar ve çölü birbirine katar.
Yönetmen emreder,
"Çabuk bana o kizilderiliyi getirin! istediği parayı verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!".
Adamlar, kızılderiliyi bulur ancak yaşlı apaçi bir türlü razı olmaz. En sonunda teklif edilen bir milyon doları reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca,ihtiyar kızılderilinin söylediği her şey tutar, yağmur der yağmur, çöl fırtınası der, çöl fırtınası, kavurucu sıcak der,kavurucu sıcak...
Yönetmen gayet memnun mesut durumda filmi çekmeye
devam eder.
Derken bir gün yaşlı Kızılderili susar ve hiçbir şey
söylemez.
Yönetmen, "nasıl olsa geçer" diye düşünerek bekler. 1 gün, 2 gün, 1 hafta, 1 ay derken yönetmenin sabrı taşar ve
kizilderiliyi bir kenara çekerek öfkeyle sorar,
"Bana bak! sana bu is için dünyanın parasını ödedim! bir an önce marifetlerini göstermeye başlamazsan seni buradan atacağım!".
Kızılderili omuzlarını silker,
"..Radyo,kırıldı!"...

Ummet-i Muhammed(S.A.V)

Üniversitede okuyan bir ögrenci yil sonu sinavlarina girmis ve arkadasina:
Ben memleketime gidiyorum, sinavlar belli olduktan sonra bana sonuçlari
bildir, ancak telefona ben çikarsam bana söylersin.
Telefona annem çikarsa zayifim olmaz da eger bir tane olursa Ebubekir'in selâmi var, dersin.
Iki zayif imkansiz da eger olursa Ebubekir'in Ömer'in selâmi var, dersin.
Üç zayif hiç olmaz da eger olursa Ebubekir'in, Ömer'in, Osman'in selâmi var dersin.
Dört zayif imkansiz da eger olursa, Ebubekir'in, Ömer'in, Osman'in, Ali'nin selâmi var dersin, seklinde konusup memleketine gelir.
Bir zaman sonra sinavlar belli olur, arkadasi sinav sonuçlarini bildirmek için telefona sarilir, telefona ögrencinin annesi çikar.

-"Teyze, oglunuza söyle Ümmet-i Muhammed'in selâmi var"

768

Karadenizlinin biri cani fotograf çektirmek istemis. Ama vesikaliklarda gerçek güzelliginin fark edilmedigini bildiginden, fotografçiya gitmis konusmus:

- Fotografimu çekeceksun daa, yalniz vesikaluk olmayacak!

- Tabi efenim, 24 çarpi 32'ye ne dersiniz peki?

- 768 derim de, punin konimuzla ne alakasi var idur?

Sıraya geç

Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi
farkeder; onde giden kopekli bir adam, arkasinda
bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut
ve tek sIra olmus yaklasIk 200 adam. Tuhafina gider.
Kafilenin basIndaki adam kuskusuz cenazenin
sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
- "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatirlatmak
istemem ama olenler neyiniz oluyor?"
Adam yanitlar
- "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
- "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
- "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde
karima yardima gelmis onu da oldurmus."
Adam biraz dusundukten sonra sorar;
- "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
- "Siraya gec"

Siz Başlattınız

Adamin biri isbasvurusunda bulunmus. Görüsmeye çagirmisler; görüsme sonuna dogru ortalama bir tip olan adama yöneticisi sormus; -Peki beklentilerin ne? seni ne tatmin eder? Arkadas saymaya baslamis; -Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrica su anda bulundugum dairenin kirasi biraz fazla onu da sirketin karsilamasi iyi olur, maas olarak da 3000$ dan asagi calismam. Sirket yöneticisi, dinler ve ; -Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa verecegiz, ayrica bizim bu pozisyonumuz için planladigimiz maas 6000$'di, demis. Bizim elemanin gozleri firlamis; -Saka yapiyorsunuz, demis. Sirket Yoneticisi yapistirmis; -Önce siz baslattiniz...

3 KEZ

Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?
Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi
başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.
Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.
O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...
Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı,
 kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde...
Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada
 yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!
Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı
beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar,
 Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...
Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa
 nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi,
ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da
ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?

Gerek Yok

Fadime ile Temel büyükada da dolaşıyorlarmış
Bir martı Temel`in kafasına pislemiş
Fadime:
-Temel git şu tuvaletten tuvalet kağıdı al
Temel:
-Gerek yoktir kuş çoktan uçup gittu

Şöför ile imam

Dolmus söförüyle imam  cennete gitmisler.Cennetin kapisinda melek imama "Dünyadaki hayatin boyunca neler yaptin." demis.imam"Ben hayatimi insanlara adadim,onlari sevdim ve yardim ettim.Hiçbir zararim dokunmadi"diye cevaplamis.Melek imama cennetin gümüs anahtarini vermis.Melek ayni soruyu dolmus söförüne sormus.Söför"Ben hayatim boyunca küfür de ettim,her türlü pis ise de bulastim.Bir de ben çok sert araba kullanirim,kurallari fazla kafaya takmam""demis.Melek söföre cennetin altin anahtarini vermis.Buna çok bozulan imam"Ben hayatimi insanlara adadigim halde niye ona altin bana gümüs anahtar veriyorsun."demis.Bunun üzerine melek"Çünkü sen fetva verirken millet uyuyordu,ancak o dolmus kullanirken herkes dua ediyordu."demis.

Mavi

Adamin biri gece vakti arabasi ile bir ormanin kenarindan
gecerken birden karsisina kirmizilar icinde birisi cikmis.
Adam hemen frene basip aracini durdurmus,buyuk
bir heyecan ve korku ile beklerken kirmizili adam yanina gelmis ve:
-Ben bu ormanin kirmizili şerefsiziyim, karnim cok ac hemen bana
yiyecek birseyler ver, demis. Adam bu acaip tipli ve acaip kiliklinin
istediklerini verdikten sonra yoluna devam etmis. Tam bu sirada
birden karsisina bu sefer tamamen sarilar icinde birisi cikmis.
Adam yine ani bir frenle durmus ve gene ayni duygularla
olacaklari beklemeye baslamis, sarili adam bizimkinin yanina
yaklasmis ve: -Ben bu ormanin sarili şerefsiziyim ve cok
susadim hemen bana icecek birseyler ver, demis.
Zavalli caresiz bununda istedigini vermis ve tekrar
yoluna koyulmus. Belli bir sure gittikten sonra bu kez
karsisina tamamen maviler icinde biri cikmis ve
arabasini durdurmasi icin isaret etmis. Adam bu sefer
daha rahat ama kizgin bir halde gelene cikismis:
-Anladim, sen bu ormanin mavili şerefsizisin.
Sen ne istiyon lan şerefsiz?
- Ehliyet ve ruhsatinizi.

Patates

 FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış. Yanındada bir ingiliz ve bir amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce ingiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde ingilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilize ilk testi başarıyla geçtiğini söyleyip amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan' ıda tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir daha atmış yine tık yok. Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeesss

SOME THİNK WRONG

Çin'in güzide bir köyünde, muhtarın kara gözlü, kara saçlı bir oğlu olur. Adet olduğu üzre çocuğu
köyün en yaşlı bilge kişisine götürürler. Yaşlı bilge çocuğa Çince'de kara-saçlı-kara-gözlü anlamına
gelen "ÇAN ÇİNG ÇONG" adını verir.
2 yıl sonra muhtarın bir çocuğu daha olur ve yine yaşlı bilgeye götürürler. Yaşlı bilge bu kez "Bu çocuğa
Ağzı güzel, burnu güzel anlamına gelen TAİ TİNG TONG adını verdim" der ve kulağına ezan okur .
Bundan 6 ay sonra (oha!) muhtarın bir veledi daha peydahlanır. Fakat bu çocuk sarışın ve mavi gözlüdür.
Buna bir anlam veremezler fakat yine de bilgeye götürürler. Bilge ise bebeğin adını hemen koyar:
- SAM TİNG RONG